Fenerbahçe-Galatasaray Maçı
Bir Fenerbahçe - Galatasaray maçının öncesindeyiz yine. Daha önceki derbi maçlarından önce yazdığımız yazılarda belirttiklerimiz yine gerçekleşmeye başladı. Belki nedenleri değişiyor ama Galatasaray'ın maçtan önce favori gösterilmesi değişmeyen bir durum. Fenerbahçe'nin İspanya'dan yorgun dönecek olması, Galatasaray'ın 3 puana daha çok ihtiyacının olması ve şike-teşvik primi iddialarının tartışılmasının Fenerbahçe'yi kötü yönde etkileyecek olduğu varsayımını Galatasaray'ın favori ilan edilmesinin dayanakları olarak belirtebiliriz.
Fenerbahçe 2000-2001 sezonundan bu yana 6 senedir kesintisiz ve aralıksız olarak Şükrü Saracoğlu'nda Galatasaray'ı mağlup ediyor. Böylesi bir istatistik bile Galatasaray'ın favori ilan edilmesini destekleyen bir malzeme haline getirilebiliyor. Gerets, Galatasaray'ın mağlubiyetlerinin çokluğunun olasılık hesabında Galatasaray'ı daha şanslı kıldığını açıkladı bir gazeteye.
Sonuçta bir futbol maçı oynanacak ve çok küçük detayların bile önemli sonuçlara yol açtığı bir spor dalıdır futbol. Dolayısıyla burada yapacağımız, tarafgir bir tutumla temennilerimizi tahmin olarak sunmak değil, bir karşılaştırma ve değerlendirmedir.
Fenerbahçe'de teknik direktörle futbolcuların uyumunun son maçlarda ancak gerçekleşmeye başladığını gözlemliyoruz. Sezon başında bu yönde önemli eksiklikler yaşadı Fenerbahçe. Bunun başlıca nedenleri Zico'nun teknik direktör olarak Avrupa futboluna yabancı olmasıydı. İlk maçlarda defansif anlamda sıkıntılar yaşanmasının ve takımda mücadele eksikliğinin gözlenmesinin nedenleri bu mentaliteyle yapılan yanlış kadro tercihleriydi bana göre. İkinci yarının ilk haftalarına kadar bu durum kısmen de olsa böyle devam edebilir. Dolayısıyla birinci dezavantajı budur Fenerbahçe'nin Galatasaray derbisinde.
Fenerbahçe için diğer önemli handikap da kaleci Volkan'ın ne zaman ne yapacağının belli olmamasıdır. Bu güvensizlik sadece cezasahası içinde yaşanacak pozisyonlar için değil oyunun kurgusuna da yansıyabilecek bir faktördür. Defans oyuncusu geripas yapmaya çekinirse hata yapma riski de artar.
Fenerbahçe'nin kadro yapısının çok önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum bu maçta. Lig başlarken ilk 11'in değişilmez oyuncuları olan Rüştü, Ümit ve Kerim'in yine 11'e girer girmez Selçuk'un sakatlıklarının tartışılmamasının nedeni Fenerbahçe'nin kadro zenginliğidir.
Diğer futbolcuları kısaca değerlendirecek olursak; Lugano, çekingenliğini atmaya başladı, ilk maçlarında yaptığı riskli hareketleri son maçlarda pek tekrarlamıyor, Edu ve Önder ile de uyumlu olmaya başladı.
Edu ise V. Manisaspor deplasmanında yaptığı önemli hatanın dışında ortalama bir performansı geldiğinden beri sergiliyor.
Önder, ilk maçlarda 11'de yer almamanın da hırsıyla mücadeleci ve sağlam oynuyor son maçlarda.
Uğur, alternatifsiz olmanın özgüvenini yaşamaya başladı, Kaptan Ümit'in sakatlanmasıyla. Trabzon maçında çok önemli kritik müdahalelerde bulundu ancak tek dezavantajı gençliği.
Deniz, takıma girdikten sonra defansı rahatlattı. oyun kurarken çok düz oynaması enerjisini olumlu kullanmasını sağlıyor ve defansif anlamda da çok yararlı oluyor. Aurelio'nun tabi ki oynaması lazım ama Deniz'in alternatifi olarak değil bence.
Appiah ise ligin başında çok kötü olan performansını orta seviyeye getirmiş durumda. Attığı golleri tabi ki alkışlıyoruz ancak ondan beklenen daha çok ortasahada hem defansif hem de ofansif anlamda etkili olması.
Alex, takımda kendisinden başka pres yapmayan futbolcunun bulunmaması durumlarında etkili olabilecek bir futbolcu. Tümer ile ya da Deivid ile birlikte asla oynamamalı.
İç sahada zaten çok etkili olan Alex'in Galatasaray maçında da bu kurguyla önemli işler yapabileceğini düşünüyorum.
Tuncay'ın sakarlıklarından bir an evvel kurtulması gerekiyor. bu kadar yetenekli, enerjik, sahada koşmadık yer bırakmayan bir futbolcunun basit hatalar yapmaması lazım. Bu konuda Zico'ya da çok iş düşüyor. Cezasahası içi ve yakınları dışında ekstra işler yapma isteğini törpülemek gerekiyor Tuncay'ın. Topuk paslarını, estetik ara paslarını ortasahada riskli bölgelerde asla yapmamalı. bu da öğrenilecek birşey diye düşünüyorum, özellikle de zekası gözlerinden okunan Tuncay için.
Mehmet Yozgatlı, Türkiye'de bir zamanlar çokça olan ancak günümüzde çok bulunmayan stilde bir futbolcu. Rıdvan Dilmen, Metin Tekin, Arif Erdem ve Trabzonsporlu Orhan gibi süratli, kanatları iyi kullanan ve iyi asistler yapabilen bir futbolcu. Bu meziyetlerinin yanında çok da iyi şutör. Tek dezavantajı özgüven eksikliği. Fenerbahçe'de hiç bir zaman uzün süre ilk 11'de oynayamaması da bu duruma neden olmuş olabilir. Çok iyi motive edilir ve top kaybetmekten korkmazsa özellikle deplasmanlarda çok yararlı olabilir.
Kezman, Fenerbahçe'de oynadığı ilk maçlarda sırıtan maç eksikliği problemini aşmış durumda. Kalitesi tartışılmayacak bir futbolcu. İstekli olduğunu da mücadeleciliğinden anlayabiliyoruz. Dolayısıyla Fenerbahçe için mutlaka yararlı olacaktır. Skora doğrudan etki edebilir ya da boşalttığı alanlarda Alex, Appiah ve Tuncay gibi futbolcuların etkili olmasını sağlayabilir. Kezman gibi dünya starı oldukları halde Türkiye'de oynamayı seçen futbolcuları Türk futbolunun aktörleri el üstünde tutmalıdır, daha önce Hagi'yi tuttukları gibi. Anelka ve Ortega'ya yapılanların zararı Türk futboluna olmuştur.
Galatasaray'a gelecek olursak; Galatasaray, kendi sahasında baskılı bir futbol ortaya koyabilen ancak deplasmanlarda iyi futbol oynayamayan bir görüntüde. Turkcell Süper Liginde ve Şampiyonlar Liginde şu ana kadar oynadığı 11 deplasman maçında sadece 2 galibiyeti var. Bu da takım savunmasındaki zaafların neden olduğu bir durum.
Galatasaray, futbolu iki yönlü olarak oynayabilen futbolcuların az olduğu bir takım. Sabri, Cihan, İnamoto, Orhan Ak, Tomas ve Song gibi futbolcuların ofans katkısının azlığı dikkat çekerken, Ümit Karan, Hasan Şaş, Arda Turan ve İliç gibi oyuncuların da defansif özellikleri ve çabaları pek yeterli değil gibi görünüyor. Sadece Ayhan ve Okan iki yönlü oyuncular olarak görünüyor takımda.
Galatasaray'ın diğer bir dezavantajı da ilk onbirin sürekli değişiyor olması. Özellikle deplasman maçlarında özgüven çok önemlidir. Yapacağı bir hatayla kendisini kenarda bulacağını düşünen ya da sonraki maçlarda oynamayabileceğini düşünen bir futbolcunun sinir harbi şeklinde geçen deplasman maçlarında başarılı olması çok güçtür.
Galatasaray'ın avantajlarını düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen Mondragon'un kalede olmasıdır. Her ne kadar Şükrü Saracoğlu performansı çok parlak olmasa da ekstra işler yapabilen, zor pozisyonlarda önemli kurtarışlar yapan bir kaleci Mondragon. Defans ile iletişimi, baraj kurulurken ve kornerlerde ceza sahasını iyi kontrol etmesi önemli avantajı olarak görünüyor Galatasaray'ın.
Song-Tomas'ın uyumu ve kalitesi de bu tür zor maçlarda öne çıkabilen avantajlardan. Song sinirlerine hakim olur, Tomas da bazen nükseden sakarlıklarını bu maçta yapmazsa Galatasaray Şükrü Saracoğlu'nda direnç gösterebilir.
Diğer önemli avantaj da Ümit Karan'dır Galatasaray için. Mücadelenin doruk noktaya çıktığı böylesi derbilerde oluşacak karamboller skoru tayin edebilmektedir. Ümit Karan, Türkiye'de karambollerde en etkili futbolcusudur tartışmasız. Galatasaray da bu maçta Ümit'i kullanmak isteyecektir. Çünkü böyle önemli maçlarda oyuna hükmedebilme şansı mevcut kadrosuyla mümkün gözükmüyor.
Sonuç olarak, saha ve seyirci faktörünün de etkisiyle Fenerbahçe'nin daha etkili olacağı bir maç öngörmekteyiz. Her ne kadar Galatasaray favori ilan ediliyor ve Polat'ın saatine göndermeler yapılıyor olsa da...
Tabi, ligin ilk 15 haftasında Fenerbahçe için en önemli faktör olan hakemlerin performansını da düşünmek lazım. Ligin en çok gol atan, en fazla galip gelen, en çok pozisyon bulan takımının henüz penaltı atmadığını görüyoruz. Pozisyonunuz yoksa penaltı mı verilir sorusunun cevabını da vicdanlara bırakarak hakem konusunda bir tahmin yapmak istiyorum. Bu tahmini şöyle bir mantık yürütmeyle yapacağım; Haluk Ulusoy bu maça kimin tayin edilmesini ister? Bence Selçuk Dereli... Sizce? Bunu da beraber göreceğiz.








